Merhaba! Tanışmaya geldin sanırım. Biraz hayat, biraz hobi, biraz iş, ne yaptığımızı ve nasıl yaptığımızı konuşalım o halde!

Hayat

Ailecek doğanın mucizevi elemanları sevdiğimiz için 2002’de bana “Rüzgar” ismi konuldu. Bazen soyadım olan “Poyraz” ile seslenen bir çevrem de olabiliyor. Son olarak ilk ismim “Murat”, galiba aile dışında bu ismim ile seslenen pek kimse kalmadı. Üç ismimden dilediğin bir tanesi ile seslenebilirsiniz. Hatta lisede bana “Emre” diye seslenen bir hocam vardı, ona bile dönüp bakardım. Eylül’ün 26’sında İstanbul/Gaziosmanpaşa’da doğdum. Doğduğum aydan ötürü eğer kız olsaydım adım “Eylül” olacaktı. Mahlas olarak “Eylül” ismiyle dolaşırım bazen. Fakat bana “Eylül” diye seslenirseniz dönüp bakma garantisi veremiyorum.

İstanbul’da yaşıyorum ve şaşırtıcı olmayacak bir şekilde aslen Sivaslıyım. Bu yazıyı okurken “Aa! Ben de Sivaslıyım.” diyip karşımda olsa “Neresinden?” diye soracak arkadaşlar için cevaplayayım; baba tarafı Kangal, ana tarafı Zara. O kangal köpeklerini hepiniz biliyorsunuz tabii. Peki Kangal’ın bir balığı olduğunu biliyor muydunuz? Artık biliyorsunuz!

Peki neden matematik diye soruyorsunuz, değil mi? Uzun hikaye… Detayları için tıklayabilirsiniz.

Hobilerim

Dağcılık

Ben daha el kadar çocuk iken dedemle birlikte ormanda yürüyüş yapmaya giderdik. Bir süre sonra düz yürümek sıkıcı gelmiş olacak ki su kemerlerine çıkar, çalıların arasında debelenirdik. Köye gittiğimde ise tepelere ve dağlara yürüyüş yapmaya giderdik. Fakat zirveye kadar gitmezdik, haliyle meraktan çatlardım “Zirvede ne var?”diye. Dokuz yaşıma geldiğimde ısrar sonucu dağın görece alçak bir bölümünün tepesine kadar çıktık. O bile beni mutlu etmişti. İki sene sonra bir gün, köyde dağın en yüksek bölümüne çıkmak için ekip toplandı. Babam beni destekledi, babaannem ise yapamayacağımı düşünerek karşı çıktı. Babaannemden habersiz ekibe girdik, nasıl olsa babam yanımdaydı. Sabah erkenden yola çıktık. Babaannemin dediği kadar varmış, yol çok yorucu idi. Ayrıca bol bol su içmek istiyordum fakat suyu idareli kullanmamız gerektiğinden sürekli su içmeme izin vermiyorlardı. Her ne kadar geri dönmek istesem de ben inatçı biriydim. Üç saatin ardından tepeye çıktık. Güzel bir kahvaltı ile kutladık. Çıkış sırasında zorlanıp geri dönen büyüklerim olmuştu, ekibin en genci olarak pes etmeyişimi özellikle tebrik etmişlerdi. Çıkış zordu belki ama iniş daha zordu. Eve döndüm ve yıllarca o dağa tekrar çıkacak ekip bulamadık. Pandemi döneminde hazır yasaklar yumuşamışken en az benim kadar istekli bir büyüğüm ile dağa çıkmaya koyulduk. Bu sefer yürümek fazla sıradan geldi, o yüzden kaya tırmanarak çıkmaya başladım. O kadar gaza gelmiştim ki bacaklarımı iki duvar arasında açıp örümcek gibi tırmandığımı hatırlıyorum. İyice motive olan ben, üniversitede dağcılık kulübüne kayıt oldum. Kış kampçılığı, kaynak yönetimi ve tırmanış malzemeleri ile ilgili dersler aldım. İki senenin ardından derslerin slayt üzerinden okunması ve bu sıkıcı derslerin zorunlu tutulması sebebi ile kulüpten ayrıldım. Kendi başıma bu tür maceralara çıkmaya devam etmekteyim.

Yürüyüş

Hikaye dağcılıkta belirttiğim şekilde başlıyor. Dedemle birlikte yürümeyi çok severiz. Bol bol yürüyüşe alışan ben, bir gün İstanbul içinde 2019 yazında 15 km’lik bir yolu yürümeye karar veriyorum. Hem hava sıcak, hem yol uzun! Üç saatin ardından eve kadar yürüdüm fakat patates olmuştum bile. Nedense farklı zaman dilimlerinde bu çileyi tekrar tekrar çekmeye karar vermiştim. Lise son sınıfta benim için büyük ama insanlık için hiçbir önemi olmayan bir reddedilme olayının ardından bu yürüme işini sıklaştırmıştım. O kadar uzun süredir yürüyorum ki artık 15 km yürümek beni yormuyor bile. Dozu arttırdım, önce 30 km yürüdüm. Sonra her mantıklı insanın yapacağı gibi dedim ki madem 30 km yürüdüm, neden 70 km yürümeyeyim? Gebze Muallimköy’den İstanbul Sultangazi’ye kadar 14 saat yürümüştüm. Bu yürüyüşün bıraktığı acıyı size şöyle anlatayım: İç çamaşırlarımla o kadar bütünleşmiştik ki her oturduğumda bana diken gibi batıyordu. Duş alınca geçti tabii. En yüksek yürüme rekorum ise 72 km ile Sarıyer Rumelikavağından sahil yolu boyunca Büyükçekmece TÜYAP arasındaydı. O zamandan beri hiç 70 km yürümeyi denemedim ama maksimum 20 km olacak şekilde yürüyüşler yapmaya devam etmekteyim. Özellikle öğrenci akbilimin son kullanma tarihi bittikten sonra…

Müzik

Ortaokul altıncı veya yedinci sınıf civarında bağlama eğitimi almaya başladım. Bağlama kursunda yavaş bir ilerleme sağladığımızdan ötürü kursu bıraktım. Sonra tekrar başlayıp tekrar bıraktım. Her seferinde okul derslerini bahane edip bıraktım. Eminim eğitmenlerim bana gıcık olmuşlardır. Kursu bırakınca kendim çalmaya devam ettim. Amacım daha teknik hareketleri öğrenmekti. YouTube’dan derslere bakarak tekniğimi geliştirdim (Şu bağlantıdaki hoca tavsiyemdir). Lisede müzik hocamız farklı tavırlar öğretti ve böylece daha çok teknik öğrendim. Bir süre sonra zaten kulaktan ezgi tanıyabilmeye ve çalabilmeye başladım. 32’lik notalarla yapılan hareketleri hala doğru düzgün yapamamam dışında gayet güzel çalıyorum, en azından öyle diyorlar.

Oynadığım Oyunlar

Bilgisayarımı ilk aldığımda Aslan Max forumlarındaki oyunları oynardım. Onlardan eser kalmadı tabii, Phoenix’i sürüp halkalardan geçirdiğimiz oyunu özlüyorum. O oyunun kontrolleri berbattı, yukarı tuşa basınca uçak aşağı iniyordu. O beni aşırı deli ediyordu. Daha sonrasında ortaokul sıra arkadaşım beni Drakensang Online’a başlatmıştı. Yıllarca deli gibi oynadım o oyunu. Favorim Minecraft idi. İstediğim dünyayı yaratmamı sağlıyordu. Komut blokları ile mini-game tasarlıyordum. Uzun zamandır bu oyunları oynamıyorum. Lisede League Of Legends’a başladım. Braum ve Quinn main olarak başladığım serüven Ezreal ile devam etti. Soracak olursanız şuanki mainim Neeko. Bir arkadaşım falan olacaksa Neeko olsun isterdim, çok fena eğlenirdik. Şu sıralar Euro Truck Simulator 2 dışında oyun oynamıyorum pek. Zira en büyük tutkularımdan biri uzun yolculuklara çıkmak, hatta sırf bu yüzden şoför olmaktı. Uyurken bile retarder sesi dinleyen biri olarak hem bana coğrafya öğretmesi hem de uzun yol aşkımı tatmin etmesi ile favori oyunum kesinlikle ETS 2. Bir de Hay Day oynarım, çiflik miftlik falan. O oyundaki tasarım işleri hoşuma gidiyor.

Peki Bu Site Neyin Nesi?

Her ne kadar aktif olarak öğretmenlik yapsam ve YouTube’a içerik üretsem de notlarımı paylaşacak bir platform bulamadım. Bu sitede matematik öğrenme rehberlerinden tutun çeşitli kategorilerden yazılara kadar birçok şeyi bulabilirsiniz. Yukarı menüden kütüphaneye ulaşabilir, daha önce yazdığım yazılara göz atabilirsiniz. İletişim menüsüne girerek E-Posta, Discord ve YouTube bağlantılarına ulaşabilirsiniz. Gerekli ayrıntılara oradan ulaşabilirsiniz. Keyifli gezinmeler!

Kuralcılık İlkelerim

YouTube veya Discord üzerinde koyduğum kurallar, genel iletişimi sağlıklı tutmanın yanı sıra benim de bazı kaygılarımı minimuma indirme amacı gütmektedir. Kanalda bazen kalitesiz şakalara tepki verdiğimi görebilirsiniz. Veya yanlış anlaşılmadan kaynaklanan bazı eleştirilere tepki verdiğimi de görebilirsiniz. Bunun sebebi kendi hatam olmadığını düşündüğüm yerlerden eleştiri kabul etmememdir, veya gelen eleştirinin bana ya da bir başkasına faydası olmamasıdır. Örneğin bir videoda anlattıklarım net ise ve yazdıklarım anlaşılıyor ise yüzümün karanlık çıkması ya da ortam ışığının kötü olması beni alakadar eden durumlar değildir. Bunun dışında videoda sesimin bozuk çıkması, videoyu etkileyecek kadar yankı oluşması (ufak yankılardan bahsetmiyorum), görüntü kalitesinin oturmamış olması beni alakadar eden sorunlardır ve tüm bunları iyileştirmek için elimden geleni yapıyorum. Yapıcı veya faydalı olduğu sürece eleştiri kabul ediyorum, güzel düşünüldüğü sürece yaptığınız şakalara genelde gülüyorum. Aşağılama amaçlı veya hiçbir amacı olmadan boş yorum olsun diye atılmış şakaları da engelliyorum. Kanalda bugüne kadar tartıştığım izleyicilerimle hep bu sebeplerden tartışmışımdır. Bazen “Abi aslında ben çok meraklı insanımdır, boş bir insan değilim.” gibi açıklamalar gelebiliyor: Günlük hayatta kim olduğunuzla değil, attığınız yorumlarla ilgileniyorum. Ve evet, 3 kelimelik yorumdan bile sizi tanırım ben; dikkatli olun! Seviliyorsunuz.